Çelik Tavada Kuymak Olur mu? Bazen Bir Yemek, İnsanının İçini de Karıştırıyor
Kayseri’de yaşayan biri olarak insanın içini ısıtan yemeklere fazla anlam yüklüyorum galiba. Özellikle de hava soğuduğunda… Şehrin üstüne akşam çökerken sokak lambalarının altında yürümek, burnuna soba kokusu karışmış ekmek kokusu gelmesi falan… İnsanı ister istemez geçmişe götürüyor. O yüzden bazı yemekler benim için sadece yemek değil. Bir ses, bir anı, bir özlem gibi.
Geçen kışın en sert günlerinden biriydi. O gün hava o kadar griydi ki sanki gökyüzü bile kimseyle konuşmak istemiyordu. Evde tek başımaydım. Annem birkaç günlüğüne halamlara gitmişti. Ev sessizdi ama o kötü sessizliklerden… İnsan televizyon açsa bile yalnızlığını bastıramıyor bazen.
O gün canım deli gibi kuymak çekti.
Normalde Karadenizli değilim ama çocukluğumdan beri kuymak görünce içim huzur doluyor. Sanırım uzayan peynirin verdiği o sıcaklık hissi bana “ev” duygusunu hatırlatıyor. Ama sonra mutfağa girdim ve fark ettim ki evde sadece çelik tava vardı.
Bir anda kendi kendime yüksek sesle şunu söyledim:
“Çelik tavada kuymak olur mu ya?”
Ve komik olan şu ki o an gerçekten moralim bozuldu.
Mutfakta İnsan Kendisiyle Baş Başa Kalıyor
Bazı insanlar mutfakta kafa dağıtır. Ben tam tersiyim. Mutfakta düşünmeye başlıyorum. O gün de tereyağını tavaya koyarken kafamın içi karmakarışıktı.
Son birkaç aydır hayatım tam istediğim gibi gitmiyordu. Üniversite bitmişti ama insan mezun olunca bir anda “tamam artık hayat başladı” hissine girmiyor. Daha çok boşluğa düşüyorsun. Herkes senden net olmanı bekliyor ama sen sabah ne hissedeceğini bile bilmiyorsun.
Tereyağı çelik tavada erirken çıkardığı sesi dinledim uzun uzun.
Garip gelecek ama o ses beni sakinleştirdi.
Sonra mısır ununu ekledim. Tahta kaşığı çevirdikçe içimdeki sıkıntı da dönüyor gibiydi. Ama aklım hâlâ aynı sorudaydı:
“Gerçekten çelik tavada kuymak olur mu?”
Çünkü internette herkes başka bir şey söylüyor. Kimi “bakır tava şart” diyor, kimi “döküm olacak” diyor. İnsan bazen yemek yaparken bile yetersiz hissedebiliyor. Saçma ama gerçek.
Ben o an sadece sıcak bir şey yemek istiyordum.
Biraz da iyi hissetmek.
Taşan Peynir ve İçimde Kalan Şeyler
Peyniri eklediğim an mutfağın havası değişti. O uzayan peynir görüntüsü var ya… İnsan fark etmeden gülümsüyor.
Ama ilk lokmayı alınca şunu hissettim:
Evet, olmuştu.
Hem de güzel olmuştu.
Belki bakır tavada değildi. Belki Karadeniz’deki ustalar görse kızardı bana. Ama o an önemli olan şey bu değildi ki zaten. Önemli olan, insanın kendi kendine iyi gelmeye çalışmasıydı.
Camın önüne geçip tabağı elimde tuttum. Dışarıda kar hafif hafif yağıyordu. Kayseri’nin ayazı camın ardından bile hissediliyordu.
Ve nedense gözlerim doldu.
Çünkü insan bazen en basit şeylerde kırılıyor.
Bir tava yüzünden değil tabii… Ama o tava bir şeyleri temsil ediyor sanki. Eksik hissetmeyi. Yetememeyi. “Doğru” olmayanı yapma korkusunu.
O gece kuymak yerken uzun süre düşündüm.
Belki de mesele çelik tava değildi.
Belki mesele, hayatın hiçbir zaman tam istediğimiz gibi olmamasıydı.
Bir Telefon ve Yarım Kalan Cümleler
Merhaba değerli Genclerhirdavat okuyucuları. Bu yazımızda “Çelik tavada kuymak olur mu” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.
Tam tabağın sonuna gelmiştim ki telefon çaldı. Arayan eski sevgilimdi.
İnsan bazı isimleri görünce neden hâlâ nefesi değişiyor bilmiyorum.
Açtım.
Sesi hâlâ aynıydı. Yumuşak ama uzak.
“Nasılsın?” dedi.
Bu soru bazen dünyanın en ağır sorusu oluyor.
“İyiyim,” dedim ama değildim.
O da anlamış olacak ki kısa bir sessizlik oldu. Sonra “Ne yapıyorsun?” diye sordu.
Bir an durup güldüm.
“Kuymak yapıyorum,” dedim.
“Kayseri’de kuymak mı yapılırmış?”
İşte o an içimde tuhaf bir şey oldu. Çünkü insanlar bazen şehirlerden bile aidiyet çıkarıyor. Sanki insan sadece doğduğu yere ait tatları sevebilirmiş gibi.
Ben de gülerek şöyle dedim:
“Çelik tavada bile oluyor hem de.”
Sessizce güldü.
Sonra yine sustuk.
O konuşma çok uzun sürmedi ama kapattıktan sonra içimde eski bir yara açılmış gibi hissettim. Çünkü bazı insanlar hayatından çıksa bile alışkanlığı çıkmıyor.
Mutfakta boş tavaya baktım uzun süre.
İnsan bazı geceler gerçekten çok yalnız hissediyor.
Annemin Dönüşü ve O Küçük Cümle
Annem iki gün sonra eve geldi. Her zamanki gibi poşetlerle, telaşla ve aynı anda on şey düşünerek.
Ben de mutfakta çay koyuyordum.
Bir ara tavayı gördü.
“Kuymak mı yaptın sen?” dedi.
Başımı salladım.
“Çelik tavada yaptım ama…”
Daha cümlem bitmeden şöyle dedi:
“Ee ne olmuş? Karnın doydu mu, mutlu oldun mu? Olduysa tamam.”
İnsan bazen aylarca düşünerek ulaşamadığı şeyi annesinden tek cümlede duyuyor.
Gerçekten öyleydi.
Mutlu olduysam mesele bitmişti.
O an içimde garip bir hafiflik hissettim. Çünkü uzun zamandır her şeyi “mükemmel” yapmaya çalışıyordum. İlişkileri, geleceği, kendimi…
Ama hayat biraz da çelik tavada yapılan kuymak gibi galiba.
İdeal olmayabilir.
Ama yine de insanın içini ısıtabilir.
Kayseri Akşamları, Sessizlik ve Kendimi Dinlemeyi Öğrenmem
Son zamanlarda sık sık yürüyüşe çıkıyorum. Özellikle akşamları. Cumhuriyet Meydanı’nın oralarda dolaşıp insanların yüzlerine bakıyorum bazen.
Herkes bir yere yetişiyor gibi.
Ben ise biraz geride kalmış hissediyorum.
25 yaş garip bir yaş. Ne tam büyüksün ne genç hissediyorsun. İnsan senden oturmuş bir hayat bekliyor ama sen markette hangi peyniri alacağını bile düşünüyorsun bazen.
Bir akşam yine eve döndüğümde canım kuymak istedi.
Bu kez hiç düşünmedim.
Çelik tavayı çıkardım.
Tereyağını koydum.
Mısır ununu kavurdum.
Ve içimde o ilk geceki gibi bir eksiklik yoktu artık.
Çünkü bazı şeyleri kabullenince insan rahatlıyor.
Her şeyin kusursuz olması gerekmiyor.
Bazen önemli olan tek şey, o yemeğin seni birkaç dakikalığına bile olsa iyi hissettirmesi.
Çelik Tavada Kuymak Olur mu?
Olur.
Hem de insanın en yalnız gecesine bile iyi gelir.
Belki geleneksel değildir. Belki ustalar başka tava önerir. Ama hayat zaten sürekli eksik ekipmanlarla bir şeyleri oldurmaya çalışmak değil mi?
Ben artık buna böyle bakıyorum.
O kuymak bana şunu öğretti:
İnsan bazen eksik hissettiği hâlde güzel şeyler çıkarabiliyor ortaya.
Ve bu sadece yemek için geçerli değil.
Hayat için de geçerli.
İçimde Kalan Son His
Bu yazıyı yazarken yine mutfaktan tereyağı kokusu geliyor. Annem bu akşam mantı yapıyor. Dışarıda hava serin. Kayseri’nin rüzgârı yine camı titretiyor hafif hafif.
Ben ise masamda oturmuş o ilk kuymak gecesini düşünüyorum.
Bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük olaylar olmuyor.
Bazen sadece çelik tavada yapılan bir kuymak oluyor.
Çünkü bazı geceler insan yalnızlığını bir tabakta yiyor.
Bazı geceler umut, uzayan peynir gibi içinden taşıyor.
Bazı geceler de insan ilk kez kendine şunu söylüyor:
“Tam olmadım belki ama kötü de değilim.”
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Genclerhirdavat olarak “Çelik tavada kuymak olur mu” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.