Müstahak Mı?
Giriş: Müstahak Dediğimizde Ne Anlıyoruz?
Bu yazının başına otururken, “Müstahak mı?” sorusunun cevabını vermek istiyorum. Yani, bir insanın başına gelen kötü bir olayın, iyi bir olayın, ya da herhangi bir durumu hak edip etmediğini sorgulamak… Müstahak kelimesi aslında bir anlamda “hak etme” meselesiyle ilgili. Ancak bugün bu kelimenin çok daha derin bir anlam kazandığını, sosyal medyada ve günlük hayatta nasıl sıkça kullanıldığını görmek mümkün.
İzmir’de büyümek, insanın “haksızlık” konusunda oldukça duygusal olmasını sağlıyor. Çünkü burada herkes bir şekilde kendini ifade etmeye çalışıyor; sokakta yürürken bile tartışmalar, farklı fikirler uçuşuyor. “Müstahak mı?” sorusu, aslında işin içine biraz da mizah ve eleştiri katıldığında, çok derinleşebilen bir konu. Benim için de bu, sosyal medya ve gündelik hayatla birleştiğinde fazlasıyla düşündürücü bir mesele.
Müstahak Mı? Güçlü Yönler
Müstahak kelimesinin güçlü yönü, çoğunlukla adaletin ve haklılığın simgesi olarak kullanılmasında yatıyor. Bir insanın yaptığı kötülüğün karşısında bir ceza alması ya da yanlış bir davranışın sonucunda yaşadığı olumsuz sonuçlar, genellikle bir tür “hak ettiğini” düşündürür.
Hepimizin içinde bir adalet duygusu var. Bunu hissetmek, hayatımızın bir parçası. Sosyal medyada karşımıza çıkan “hak etti” yorumları, aslında bu duygunun dışa vurumu. Biri kötü bir şey yaparsa, hemen “müstahak” kelimesi devreye giriyor. Şunu demek istiyorum: Bizim çoğumuz, adaletin en sonunda herkese ulaşacağına inanıyoruz. Yani, her şeyin bir karşılığı vardır ve “müstahak” olduğuna inandığımız bir durumu, çoğunlukla “doğru” kabul ederiz.
Örneğin, birinin yaptığı haksızlık sonucu ceza alması, toplumsal açıdan doğru bir adım olarak görülür. Burada adaletin tecellisi, bir tür rahatlama hissi yaratır. Zaten sosyal medyada da bu tür olayları izlediğimizde, kimse kimseye acıma göstermez, tam tersine, “hak etti” düşüncesi hızla yayılır. İzmir’in karışık, ama bir o kadar da canlı sosyal ortamında, böyle bir anlayış her an karşımıza çıkabilir.
Müstahak Mı? Zayıf Yönler
Ama bir de bu meseleyi eleştirirken dikkat edilmesi gereken önemli bir yön var: Müstahak olmak her zaman doğru mu? Hadi bakalım, işin içine bir de bunu katalım. İnsanların başına gelen olumsuzluklar bazen çok da “hak ettiği” bir şey olmayabiliyor. Ya da bir insanın kötü bir olay yaşamış olması, her zaman tüm suçu ona yüklememizi gerektirebilir mi?
Bir düşünelim: Sosyal medyada her gün bir skandal, bir olay patlak veriyor ve hemen herkes “Müstahak!” diye bağırıyor. Bir şekilde, birinin başına gelen kötü olayları o kişinin yanlış bir davranışına bağlıyoruz. Ama bu, bazen yüzeysel bir yaklaşım olabilir. Birinin kötü bir şey yaşaması, onu tamamen hak etmediği bir şeyle ilişkilendirmek ne kadar doğru? Gerçekten her durumda adalet tecelli ediyor mu?
Örneğin, bir insan sadece bir hata yaparak tüm hayatını kaybetmişse, bu durum gerçekten müstahak mıdır?
Ya da toplumun, sadece bir göz yanılmasından dolayı suçladığı bir kişi, gerçekten her şeyin sorumlusu mudur? Bu tarz sorular, düşündüğümüzde oldukça karmaşık hale geliyor.
“Müstahak” Olmak Bazen Yanılgıdır
Bazen “hak etti” dediğimiz olaylar, aslında büyük bir yanılgıya dayanıyor. İnsanlar, başkalarının hikayelerine dışarıdan bakarak değerlendirme yapabiliyor. Ama aslında biz hiç kimsenin yaşamını tam anlamıyla bilmeyiz. Hepimiz farklı çevrelerde, farklı koşullarda, farklı bakış açılarıyla büyüdük ve yaşadık. Bu yüzden, birinin başına gelen her olayı hemen müstahak saymak, kişisel yanılgılara yol açabilir.
Bir insan neden başına gelenleri hak ediyor?
Bunu sorgulamak gerek. Herkesin hataları vardır, ama bu hataların sonucunda her zaman müstahaklık payesi eklemek, işin kolaycı bir tarafıdır. Kimse mükemmel değil ve kimsenin başına gelen her şey sadece ona ait değil. Toplumsal faktörler, yaşam şartları ve çoğu zaman tesadüfler, insanların hayatlarını şekillendiriyor. Bu yüzden “müstahak” demek kadar, insanların durumlarını anlamak ve empati yapmak da önemli.
Müstahak Olmak ve Sosyal Medya
Sosyal medya çağında, her şey hızla yayılmakta. Birinin yaşadığı olumsuz bir olay, saniyeler içinde tüm dünyaya duyuruluyor. Ve hemen ardından “hak etti” yorumları başlıyor. Hatta bu yorumlar, bazen bir tür yargı olmaktan öteye geçip, insanları dışlamak, küçümsemek ve hor görmek için araç haline gelebiliyor. Kimse doğruyu söyleme fırsatını bulamadan, toplumsal bir yargı yerleşiyor.
Burada şu soruyu sormak gerek: Sosyal medyada başkalarının hayatı hakkında hemen bir yargıya varmak, ne kadar doğru?
Her şeyin kolayca paylaşılabildiği bir dünyada, her olayın hemen değerlendirilmesi ve “müstahak” etiketiyle damgalanması, aslında sağlıklı bir yaklaşım mı?
Sonuç: Müstahak Mı? Yine de Kendi Yargımızı Yapmalıyız
Müstahak olmak, her zaman doğru bir değerlendirme olmayabilir. Adalet ve hak etme üzerine düşünmek önemli olsa da, bu düşünceler bazen derinlemesine analiz gerektirir. Birinin başına gelen kötü olayları veya iyi olayları sadece dışarıdan bakarak değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Kendimize sürekli sorular sormalıyız: Gerçekten bu kişi müstahak mı? Her olayı, her durumu yüzeysel bir şekilde yargılamak ne kadar doğru?
Sonuç olarak, “müstahak” dediğimizde, belki de her zaman karşımızdakinin içinde bulunduğu koşulları göz önünde bulundurarak, daha dikkatli ve daha derin bir şekilde düşünmeliyiz. Çünkü bazen dışarıdan bakınca her şey ne kadar net görünse de, her olayın içinde bir denge, bir hikaye, bir mücadele vardır.